Balım Teknoloji Hayır, Herkes Aşı Olunca Koronavirüs Bitmeyecek (İşe Yaramadığından Değil)

1 hafta önce Che tarafından eklendi. 0 yorum yapıldı.

Az önce bir mağazadan çıktım. İçeriye girebilmek için kapıda bekleyen adama birtakım kriptik harf ve rakamlar söylemem ve küçük bir cihaza avcumun içini göstermem gerekti.

Elimde altılı çorap setimle, en basit alışveriş deneyiminin dahi tapınak şövalyeleri gibi hissettirdiği o günlerden birinde, aşağı yukarı bir yıldır bu halde olduğumuzu bir kez daha hatırladım. Türkiye’deki ilk vaka 11 Mart 2020’de görülmüştü. Sizi bilmem ama ben 6 yaşımdan beri birilerine HES kodu gösteriyor gibiyim. Üç yıl sonra salgın tamamen bitse, bir gün mahalle bakkalımız “HES kodunu görebilir miyim?” diye 1 Nisan şakası yapsa, hiç düşünmeden göstermek için cep telefonuma hareketleneceğimi biliyorum.

Virüs ve onunla mücadele yolundaki her şey bu denli kanıksanmışken, aşının salgını tamamen bitireceğini düşünmek de biraz fazla iyimserlik değil mi? Üretilen aşılar, bilim insanları sağ olsun, hastalık semptomlarını ve toplumsal teyakkuz halini sonlandırabilecek kudrette. Peki virüsün ruhumuzda bıraktığı kalıcı hasarları ne yapacağız? Sıkıysa buna da bir aşı bulun.

Aşıların virüsün bulaşıcılığına etkisi var mı?

Bu arada evet, biraz da gerçekler: Aşı COVID-19 oluşumunu ve semptomlarını büyük ölçüde engelliyor. Ancak Nature’da çıkan makaleye gören aşıların virüsün bulaşıcılığını aynı ölçüde engellediğine dair herhangi bir bulgu yok. Bu şu demek: Virüs belli olmayan bir süre daha bizimle kalmaya, elden ele uzatılmaya devam edecek. Tabii bu defa ‘etkisiz eleman’ olarak… Zira aşı sayesinde immün sistemlerimiz ona mariz atmayı çoktan öğrenmiş olacak. Yani endişelenmeye gerek olmasa da, 19 sırt numaralı taçlı virüsümüze temelli veda etmek için henüz erken. Çünkü virüsler zengin kalkışı yapmaz. Azalar biterler. Doğalarında vardır bu.

Masken var mı?

Koruyucu maske

Evden çıkarken arkadaşım “Masken var mı?” diye sordu. Hemen yerini gösterdim. Çok değil, bundan bir buçuk yıl önce aynı soruyla muhatap olduğumu hayal ediyorum. Evden çıkıyoruz ve arkadaşım birden “Masken var mı?” diye soruyor. Ne düşünürdüm acaba? Ergenlikten kalma tozlanmış Darth Vader maskem aklıma gelirdi herhalde. Ya da soruyu metafor olarak algılayıp derinlere inerdim. “Hepimizin hayatta maskeleri vardır… Senin de taktığın bir masken var mı?” gibisinden.

T.S. Elliot’ın o şiiri aklıma gelirdi. Şair bir şiirinde her kedinin aslında üç ismi olduğundan bahseder. İlki, sahibinin verdiği isimdir. Herkesçe bilinir. İkincisi, özgün ismidir. Onu diğerlerinden ayırır. Üçüncüsü ise kedinin zihninin derinliklerinde yer alan asıl ismidir. İşte o ismi kimse bilemez. 

İnsanlar da böyle değil mi? Herkesin farklı farklı maskeleri var. Kimine gösterdiği, kimine göstermediği, bazısını ise yalnızca kendisinin bildiği…

Neyse, derinlere dalmayalım. Maske diyorduk. Biliyorsunuz, geçen sene bu zamanlar maske bulunamıyordu. Aslında maskenin işe yarayıp yaramadığı bile bilinmiyordu. Yine de insanlar solunum yoluyla bulaşan virüslerde daima maskelere riayet ettiler. İşte İspanyol gribi zamanlarından bir mazara:

İspanyol Gribi manzaraları

İşe yarıyorlar.

COVID-19’a neden olan SARS-Cov-2 gibi İspanyol gribine neden olan influenza virüsü de nefes yoluyla bulaşıyordu. 50 milyona yakın insanın ölümüne sebep oldu. Hatta Birinci Dünya Savaşı’nda çatışmalarda ölen asker sayısının, virüsten ölen asker sayısından az olduğu söylenir. Ancak virüs, ilk akla gelenin aksine İspanya’da ortaya çıkmamıştı. ABD ya da Çin çıkışlı olduğu düşünülüyor. İspanyol gribi olarak anılmasının sebebi, İspanya’nın savaşta tarafsız kalması ve savaşta taraf olan ülkelerin uyguladığı medya yasaklarından azade olmasıydı. Böylece virüsü dünyaya tanıtan İspanyol basını oldu. Salgının adı da İspanyol gribi olarak kaldı.

Hayat da böyle değil mi? Sorunlar, onlara sebep olanların değil, çoğunlukla onları hasır altı etmeyip mevzu edinenlerin üzerine kalır. O yüzden hepimiz en az bir noktada 1918 Influenza’sının üzerine yapıştığı İspanya ahalisi gibi hissetmişizdir.

Normalleşme?

Power Armor

Geçen yılı anımsıyorum. Mavi lateks eldivenlerim, maskem ve yüz siperliğimle salgın başladığından bu yana ilk defa markete gittiğim, hızla ve telaşla meyve seçtiğim o günü anımsıyorum. En son Fallout oynarken Power Armor’ı giyip Deathclaw avlamaya giderken böyle hissetmiştim. Zaten çoğu şey Fallout dünyasını andırıyordu. Her ev birer Vault’a dönmüştü. Herkes ekmek yapma sevdasına tutulduğu için kuru mayaların piyasadan silindiği, her gün evde bir Tiktok tarifinin denendiği, ne yazık ki çoğu insanın işinden, aşından olduğu o meşum günler. Google’a yazıyorum: “Ne zaman bitecek? Bir seneye biter mi?” Şimdi bir sene geçmiş, ama bitmemiş. Her yerde maskeyle dolaşmaya devam ediyorum. Akşamları eve koştura koştura dönüyorum. Haftasonları evde oturuyorum. Google’a yazmak istiyorum: “Tahminen ne zaman biter? Bir seneye biter mi?”

“Maske takmadan bir dükkana girdiğimde küfür yemeyeceğim, ellerimin kolonyadan nasır tutmadığı, sokağa çıkma yasaklarını hesap etmeden dışarı çıkma planları yapabileceğim, rahatça seyahat edebileceğim günler tahminen ne zaman gelir?”

Biontech CEO’su Uğur Şahin “Önümüzdeki kışın normal bir kış olacağına inanıyorum” demişti. Biontech demişken, aşı geliştirme ve aşılama çalışmaları dünya genelinde hızla devam ediyor. Nüfusun geneli aşılandığı vakit her şeyin eskisi gibi olmaya başlayacağı umuluyor. Ama hayır, aşı koronavirüsü bitirmeyecek. Bedenlerimizin onu mağlup etmesini sağlasa bile virüs zihnimizin kuytularında yaşamaya, bize sürüklediği travmanın anılarında hüküm sürmeye devam edecek. Bedenler aşılanacak. Peki ya zihin aşısını nereden temin edeceğiz? Onu kendi başımıza yapmamız gerekecek gibi. Evde ekmek yapar gibi.

Usulca, sabırla…

sizlere www.balimsohbet.net farkıyla sunulmuştur.

Geveze SohbetTrend SohbetBalim SohbetHilal SohbetMynet SohbetMobil Sohbet

Hazan Sohbet

Google Aramaları

Benzer içerikler

Yapılan Yorumlar

Yorumlarınız yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.


Warning: Invalid argument supplied for foreach() in /home/balsohbet/public_html/wp-includes/script-loader.php on line 2678